Fallout 3

Kategori : Genel - Etiketler :, , , , , , , , , , - Tarih : 29 Eylül 2010

1.189 defa okundu
FaceBook ta paylaş

Fallout (Geçmiş): Bir efsaneyi anlatmak

Sanıyorum bir yazar için en zor işlerden biri bir efsaneyi kelimelerle anlatmak olmalı. Çünkü ne söylerseniz söyleyin, söylediğiniz her şey o efsaneyi anlatmak için yetersiz kalır. Çünkü bazen öyle “şeyler” vardır ki, onları ancak görerek, dokunarak, işiterek veya oynayarak tecrübe edersiniz. Çoğu zaman o “şey” ile kendi duyularınız aracılığıyla karşılaşmadan önce duyduğunuz, okuduğunuz veya gördüğünüz her şey o “şey”in sudaki titrek yansımalarıdır ancak. Mısır piramitlerini görmeden, onların yanında ufacık kalmadan görkemlerini hissedemezsiniz, Mona Lisa’nın o gülümseyen yüzünü karşınızda görene kadar gülümsemesinin güzelliğini yaşayamazsınız, İstanbul’un bir kıyısından boğaza bakmadan iki kıtanın birbirine kavuşmasının muazzamlığını hissedemezsiniz. Bunların hepsi kelimelerle anlatılabilir, ne kadar anlatılabilirlerse.

Oyunun yapımının ilk aylarında bütün ekibi kendilerince Fallout’un ne olduğu sorusu üzerine kafa patlatmışlar. Bir kaç ay sonra çıkacak işte o sorunun cevapları temel alınarak geliştirilmiş.

Yaşı müsait olanlar demek istediğimi anlamış olmalılar. Yaşı Fallout’u kendi gözleri ile görmeye yetmemiş olanlar ise ya bu oyunu oynayamamış olmaları nedeniyle üzüntü duyuyorlardır ya da benim olayı fazla abarttığımı düşünüyorlardır. Fakat her iki durum için de onlara kötü bir haberim var. Çünkü malesef oyun denen şekli sıkılmış bir meyva suyu gibi. Ya hemen içeceksiniz ya da ekşimeye bırakacaksınız. Doğaları gereği oyunların normal ömürleri oldukça kısa, bu yüzden her oyun çıktığı bir kaç senelik zaman dilimi içerisinde güzelliğini muhafaza ediyor, akıllara o halleriyle kazınıyor. 3 bilemediniz 5 sene içerisinde ya Fallout gibi kısa oyun tarihine adını altın harflerle yazdırıyor ya da unutulup gidiyor. Bu açıdan oyunu oynamamış olup merak edip oynamak isteyenlere tavsiyem şudur: Oynamayın. Çünkü oyunu oynayıp nerdeyse 10 senelik teknolojisine bakıp Fallout sever birine “bu muymuş yahu Fallout” derseniz es kaza başınıza kötü şeyler gelebilir.

Peki Fallout’u bu kadar iyi yapan şey neydi? Buna verilecek en iyi cevap herhalde Fallout’un bir ruha sahip olduğudur. Bir oyunun ruhunu puanlayamaz veya tanımlayamazsınız ama hiç kuşku yok ki ruh ordadır ve bunu hissedebilirsiniz. Fallout, ilklerden biriydi. ’lerin artık para kazandırmadığının düşünüldüğü bir dönemde ortaya çıktı. Gerçek anlamda serbestliğe sahip ilk oyunlardan biriydi. Hatta şu anda bile bir çok oyunun o serbestliğe yaklaşamadığını söylemek mümkündür. Fallout’ta gelişimi seçenekleriniz o kadar fazlaydı ki zaman zaman bir arkadaşınız kendi karakterini anlattığında şaşırır kalırdınız. Benim için Fallout’un en güzel yanı ise barındırdığı muziplikti. Buna mizah diyemiyorum, ancak hınzırca bir eğlence anlayışı diyebilirim. Mesela porno yıldızı olmam teklif edildiğinde Endurance, yani dayanıklılığımın yetersiz olduğunun yüzüme çarpılması, her yerde karşımıza çıkan amerikan toplumunun inceden alaya alınması Fallout’u diğer oyunlardan ayırıyordu.

Fallout 3

Eski günleri yad etmek güzel ama pratikte bugün için pek de bir anlamı yok. Çünkü Fallout’un artık yeni bir patronu, Bethesda var. Bethesda aynen gibi yıllarını sadece bir fikir mülkiyeti ile ilgili oyunlar geliştirmek için harcamış: Son oyununu Oblivion ile veren Elder Scrolls serisi. Fallout’u yapmak Bethesda için farklı bir deneyim. Bu yüzden de ben de dahil pek çok kişinin aklında Bethesda’nın Fallout gibi bir ismin altından başarı ile kalkıp kalkamayacağı sorusu var. Oblivion çok güzel bir oyundu ama biraz önce yukarıda bahsettiğim, göremeyeceğiniz ama ancak hissedeceğiniz ruhtan yoksundu. Şehirler boştu veya hep aynı karakterler aynı rotada gidip gelip, birbirleriyle karşılaştıklarında anlamsız muhabbetler yapıyorlardı. Oyunda 50 – 60 saatimi geçirdim ama hiç bir zaman o dünya bana gerçek gelmedi. Bethesda’nın Fallout’un isim haklarını aldığını öğrendiğimden beri içimde atamadığım bir var: Bethesda bu işin adamı değil. Ama onlar Bioware’den sonra hala RPG yapmakta ısrar eden ve bunu pek çok yönden de iyi yapan az sayıda firmadan biri. O halde bütün kuşkularımızı ve önyargılarımızı bir yana bırakıp bu yeni Fallout’a bir şans vermemiz gerek.

Fallout (Şimdi): Bir Efsaneyi Yaratmak

Fallout evrenine çok yakın olmayanlar oyunda neden 1950’li yılların amerikasını çağrıştıran bir uslup kullanıldığını merak edebilir. Bunun cevabı, bildiğimiz dünyanın bir nükleer savaş sonucunda yirminci yüzyılın ortasında sonlandığı. Yeni dünya ise, yerin altına kurulan Vault’lar sayesinde nüfusun çok az bir kısmının bu yıkımdan hasarsız kurtulabildiği, Vault’lar dışında kalanların yoğun radyasyon sonucunda mutasyona uğradığı, mutant olmayan şanslı kesimin ise açlık ve sefaletle boğuştuğu bir dünya.

İşte biz böyle bir dünyada, Fallout 2’den 30 yıl sonra Washington D.C’de bulunan Vault 101’de doğan bir çocuğuz. Çocukluk yıllarımız, dışarı çıkmanın bile ölümcül bir suç, hatta günah olduğu bu Vault’un içinde geçiyor. Çocukluk yıllarımız boyunca Bethesda bizi oyuna ısındırıyor. Doğduğumuz zaman oyunun ana damarını oluşturan bir takım özelliklerimizi seçiyoruz. Büyüdükçe mesela 11. yaşgünü partimizde oyundaki diğer kişilerle nasıl konuşacağımızı öğreniyoruz, ve ilerliyen yıllarda oyun boyunca pek çok defa kullancağımız bir nevi el bilgisayarı diyebileceğimiz Pipboy’u alıyoruz. En sonunda 18 yaşımıza girmemizden kısa bir süre sonra kayıplara karışan babamızı aramak için Fallout’un çorak topraklarını çıkıyoruz.

Fallout 3

Fallout 3’de oynanabilir alan Oblivion’dan daha küçük olacak. Ama yapımcıların dediğine göre içi daha dolu. Görünen o ki Fallout’un, Washington’un o yıkık dökük, üzerinden nükleer bomba geçmiş halini resmetmekte hiç bir derdi yok. Yaratılan ortamlar son derece etkileyici. Bu bakımdan oyun bizi hayli tatmin edeceğe benzer. Felaketin üzerinden uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen radyasyon hala en büyük düşmanlarımızdan biri. Neyseki elimizde bir Gieger Sayacı var ve biz bu sayede radyasyonlu bölgelerden uzak durabileceğiz. Yapımcılar radyasyonun bu evrenin bir gerçeği olduğunu ve bu yüzden de oyuna çok iyi yedirildiğini söylüyorlar. Tabi radyasyon Vault’un güvenli duvarlarının dışında karşılaşacağımız tek tehlike değil. Eski oyunlardan tanıdığımız öldürülmeleri tam anlamıyla bir baş ağrısı olan super mutantlar, bir nevi kıyamet sonrası paladin örgütü olan Brotherhood of Steel askerleri ve radyasyondan deforme olmuş ghoul’lar yeni oyunda da karşımıza çıkacak. Özellikle ghoul’lar orjinallerine sadık olarak bir kısmı iyi huylu, bir kısmı ise zobilerden farksız olacak. Oyunun bize 20 saatlik bir ana hikaye vereceği söyleniyor. Tabi her RPG’de olduğu gibi yüzlerce yan görev olacak. Dileğim bu yan görevlerin Oblivion’da olduğu gibi basit ve zevksiz olmamaları. Geçenlerde Bethesda’dan bir yapımcının oyunun 100 saatten fazla oynanabileceğini söylediğini okudum. Umalım da öyle olsun.

Bir RPG’nin en can alıcı tarafı karakter gelişim sistemidir. Çünkü her oyuncunun başka bir oyuncudan farklı bir karakter yapabilmesi büyük oranda karakter geliştirme sisteminin ne kadar esnek olduğu ile alakalıdır. Fallout 3, önceki oyunlar gibi S.P.E.C.I.A.L sistemini kullanıyor. Yani strength, perception, endurance, charisma, intelligence, agility, ve luck. Bunlar karakterinizin ne yapıp ne yapamayacağını belirleyen 7 özellik. Örneğin perception değerinizin yüksek olması savaşlar sırasında VATS’ı ne kadar çok kullanacağınızı belirliyor. Eski oyunlarda kullanılan Perk’ler de yeni oyunda aynen korunuyor. Perk’ler oyun başında belli miktarda almanıza izin verilen, daha sonra da her 3 levelda bir tane daha seçebildiğiniz özel yetenekler. Oyun oynama şeklinize göre mesela alet edevatı tamir etmenize yarayacak bir Perk’te alabilirsiniz, kullandığınız ilaçların daha iyi etki etmesini sağlayan bir Perk’te.

Fallout 3

Fallout 3’de daha çok Bioware oyunlarından aşina olduğumuz iyi/kötü dengesi bulunuyor fakat duruma göre bir konuda verdiğiniz iyilik veya kötülük yolundaki kararlar karakterinizden ziyade oyun dünyasını şekillendiriyor. Yapımcılar bu duruma patlamayan bir nükleer bomba etrafında kurulmuş olan Megaton kasabasını örnek veriyorlar. Eğer vereceğiniz kararlar ile bombanın patlamasına neden olursanız ortada şehir mehir kalmayacak. Dolayısıyla bu şehirden alacağınız bütün yan görevleri de kaybetmiş olacaksınız. Fakat şehri yok ederek de, şehrin yerinde durması durumunda asla ulaşamayacağınız bir kuleye ulaşcaksınız. Oyunda bunun gibi bir çok durum olacak. Oyunu tekrar tekrar oynamak için iyi bir neden.

Sefalet içindeki Washington’daki maceramızda en çok yardımı bir köpekten ve demin bahsettiğimiz Pipboy adlı cihazdan alacağız. Pipboy oyun haritalarına, karakter durumumuza, envanterimize ve görevlerimize bakmak için kullancağımız bir cihaz. Fakat bir tane daha güzel özelliği var. Önceki Fallout’ları oynayanlar hatırlayacaklar. O zaman oyunda bir şehirden başka bir şehire giderken Amerikanın batı kıyısı haritası ekrana gelir ve bizi simgeleyen bir ikon harita üzerinde ilerlerdi. Aslında oyunun en heyecanlı anları da bunlardı. Çünkü eğer şansınız varsa onlarca farklı rastgele durumdan birine denk gelebilirdiniz. Bu haydutlar tarafından saldırıya uğrayan bir kadını kurtarmakta olabilirdi, bazı Hoolywood filmlerine gönderme yapan durumlarda. İşte bu durum Fallout 3’de karşımıza Pipboy ile alacağımız radyo yayınları olarak çıkacak. Doğru yerde, doğru zamanda açtığımız radyomuz yeni görevler almamızı sağlayacak. Umarım bu görevler önceki oyunlardaki gibi yaratıcı ve mizah yüklü olur.

İkinci en büyük yardımcımız ise Dogmeat isimli köpek. Vault 101’den dışarı adımımızı atar atmaz karşılacağız onunla ve oyuna onunla veya onsuz devam etmek tamamen bizim seçimimiz olacak. Köpeğimize bazı emirler verebileceğiz. Mesela onu ilaç, yiyecek ve hatta silah bulmaya gönderebileceğiz. Bu durumda köpeğimiz yanımızdan bir süreliğine ayrılacak ve bir süre sonra bulabildikleri ile geri gelecek. Ona taşıyamadığımız eşyaları yükleyebileceğiz. Ona istersek bir arkadaşımız gibi davranacağız istersek de kimin efendi olduğunu bol bol hatırlatacağız. Fakat bunun bizim karakterimizin iyi veya kötü biri olmasına bir etkisi olmayacak.

Fallout 3

Fallout 3, her ne kadar bir gibi görünsede aslında değil. Savaşlar sırasında sizin karşıdaki düşmana vurup vuramadığınızı, vurduysanız ne kadarlık bir zarar verdiğinizi (karakter özelliklerinize de bağlı olarak) size çaktırmadan hesaplayan bir sistem olacak. Örneğin aynı Mass Effect’te olduğu gibi zamanı dondurup VATS yani, Vault-Tec Assisted Targetting System’e geçişiniz Action Point’inizin kaç olduğuna bağlı olacak. Action Point’iniz ise doğrudan Perception özelliğinize bağlı. VATS sistemine geçtiğinizde karşınızdaki düşmanın istediğiniz bir vücut parçasına nişan alabileceksiniz ve nişan aldığınız bölgeye başarılı bir atış yapma şansınız ekranda görüncek. Örneğin düşmanın kafasının yanında %3 yazıyorsa kafadan vurma şansınız oldukça düşük demek. Zor bulunan merminizi harcayıp harcamamak size kalmış. Unutmayın özelliklerinizden biri olan Luck, o %3 şansın gerçekleşmesini sağlayabilir.

Fallout 3, hem birinci şahıs hem de üçüncü şahıs kamerasından oynanabilecek. Bu durum Fallout hayranları tarafından en çok eleştirilen noktalardan biri. Bethesda’nın bu eleştiriye cevabı aksonometrik kameranın geçen onyılda kaldığı. Ben bu tartışmada çekimser kaldım. Sonuç olarak bence, oyunun aksonometrik olup olmaması Fallout’u Fallout yapan özelliklerin arasında çok gerilerde kalıyordu. Fakat daha sonra 3’ü duyurdu. 3: Fallout’tan ne bir eksiği ne bir fazlası olan başka bir efsane. 3’ün ilk videolarını seyrettiğimde ve aksonometrik kamera açısının hala kullanıldığını gördüğümde kendimi evimdeymiş gibi hissettim. Oyun bana hiç ama hiç geri kalmış veya doksanlarda kalmış havası vermedi. Bu ’ydu ve her zaman aksonometrikti. Bu kadar basit. Başka bir şekli düşünülemezdi bile. İşte o zaman Fallout 3’ünde aksonometrik olması gerektiğini anladım. Evet birinci veya üçüncü şahıs kamerası o dünyayı solumamız için bize daha çok neden verecek olabilir. Ama bu Fallot ve Fallout her zaman aksonometrikti. Bu kadar basit.

Fallout (Gelecek): Bir efsaneyi efsane olarak tutmak

Bazı oyunlar vardır ki sadece bir kere daha yapılmasını istersiniz. Sadece bir kez daha o havayı solumak için. Oyunun kendini geliştirmesi falan önemli değildir. Tek önemli olan sadece bir önceki kadar güzel olmasıdır. İşte Fallout öyle bir oyun. İşte bu yüzden Bethesda efsaneyi, efsane olarak tutmak zorunda.

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız lazım.

Facebook Sayfamızı Beğen

Menü